Eğitim Haberleri

Sınıf İngilizce 6. Ünite Adventures Konu Anlatımı

A) Making simple comparisons (Karşılaştırma Yapma)

  • İki kişiyi veya iki şeyi karşılaştırırken “comparative” yapısı kullanılır.

Harry is taller than Ahmet. (Harry, Ahmet’ten daha uzun.)
Rafting is more exciting than archery. (Rafting, okçuluktan daha heyecan verici.)

  • Tek heceli sıfatlara -er ya da -e eki getirilir.

Kars is colder than Antalya. (Kars, Antalya’dan daha soğuk.)
My uncle is younger than my father. (Amcam, babamdan daha gençtir.)
Ali is shorter than Ayşe. (Ali, Ayşe’den daha kısa.)

  • Tek heceli olup da sonu sessiz+sesli+sessiz ile biten sıfatlar -er ekini alırken sıfatın son harfi tekrarlanır.

Adıyaman is hotter than Malatya. (Adıyaman, Malatya’dan daha sıcaktır.)
Tina is slimmer than Carl. (Tina, Carl’dan daha zayıf.)
İstanbul is bigger than Yalova. (İstanbul, Yalova’dan daha büyük.)

  • Sonu sessiz+y ile biten sıfatlarda sondaki -y düşer ve -ier eki gelir.

Fruits are healthier than hamburger. (Meyveler, hamburgerden daha sağlıklı.)
English is easier than German. (İngilizce, Almancadan daha kolay.)
Hakan is lazier than Fred. (Hakan, Fred’den daha tembel.)

  • Birden daha fazla heceli sıfatların önüne “more” ifadesi gelir.

Kyle is more adventurous than Ahmet. (Kyle, Ahmet’ten daha maceraperest.)
This computer is more expensive than this mobile phone. (Bu bilgisayar, bu cep telefonundan daha pahalı.)
Hang-gliding is more dangerous than skiing. (Hang-gliding, kayaktan daha tehlikeli.)

  • Karşılaştırma yaparken sıfatlara daha az anlamı vermek için  sıfatın önüne “less”  getirilir.

Cycling is less interesting than ice climbing. (Bisiklet sürme, buz tırmanışından daha az heyecan verici.)
Surfing is less amusing than para-gliding. (Sörf, paraşütle süzülmekten daha az eğlenceli.)
Snowboarding is less entertaining than skateboarding. (Kar kayağı, kaykaydan daha az eğlenceli.)

  • Bazı düzensiz sıfatlar comparative kurallarına uymaz ve şekil değiştirirler.
good (iyi)better (daha iyi)
bad (kötü)worse (daha kötü)
far (uzak)farther/further (daha uzak)
much/many (çok)more (daha çok)
littleless (daha az)

My english lesson mark is better than my math lesson mark. (İngilizce notum, matematik notumdan daha iyi.)
I have more pencils than she has. (Ben, ondan daha çok kaleme sahibim.)

Bir Yorum Yap